Uykusuz geceleri, bitmeyen alt değiştirmeleri, birbirine karışan beslenmeleri atlattınız. Sonra bir sabah beşiğe eğilip usulca „merhaba“ diyorsunuz ve oluyor.
Bebeğinizin ilk gerçek gülümsemesi.
Bir anlığına zaman gerçekten duruyor gibi.
O minicik dudak kıvrımı, gözlerinin kenarındaki o kırışıklıklar, bütün yüzüne yayılan o ışık… İlk haftalardaki emeğinizin karşılığını veren, dünyadaki en büyük ödül gibi hissettiriyor.
Bu an sadece kalbiniz için değil, bebeğinizin gelişimi için de çok önemli. Şimdi birlikte, bebeğin ilk gülümsemesi ne anlama geliyor, bebeğim ne zaman güler, bu gülüşün gerçek olup olmadığını nasıl ayırt edebilirsiniz ve o büyüleyici gülümsemeleri nazikçe nasıl artırabilirsiniz, bunlara bakalım.
Yeni ebeveynlerin en sık sorduğu sorulardan biri: „Bebeğim ne zaman güler?“
Yani o ilk gerçek bebek gülüşü, ne zaman gelir?
Çoğu bebek ilk gerçek sosyal gülümsemesini genellikle 4–8 hafta arasında gösterir, özellikle de 6 haftalık bebek gülme çok yaygındır. Genelde şöyle bir ilerleyiş görebilirsiniz:
Yani aklınızda „Bebeğin ilk gülümsemesi kaçıncı hafta olur?“ sorusu dönüyorsa, çoğunlukla cevabı, tanıdık gelen ilk sosyal gülümseme için 6. hafta civarı, ancak 4–8 hafta aralığı normal kabul edilir.
Bazı bebekler ise biraz daha ağırdan alır. Bebeğin ilk gerçek gülümsemesi bazen 10–12 haftayı bulabilir. Takvime bakıp kaygılanmaya başladıysanız, o kısmına da geleceğiz.
Muhtemelen bebeğinizin daha ilk günlerde uykuda gülümsediğini görüp „İşte oldu!“ diye düşündünüz. Sonra ebe ya da aile hekimi bunun büyük ihtimalle refleksif gülümseme olduğunu söyledi.
Peki yenidoğan gülümseme dediğimiz bu refleksif gülümseme sosyal gülümseme farkı tam olarak ne?
Özellikle ilk 2–3 hafta içinde gördüğünüz gülümsemelerin çoğu refleks şeklindedir. Yani henüz size „bilerek“ gülmüyor, her ne kadar buna inanmak isteseniz de.
Refleks gülümseme nasıl anlaşılır? Genelde:
Ağız kenarında hafif bir kıpırdanma, tek taraflı bir gülümseme ya da dalarken beliren kısacık bir sırıtış görebilirsiniz. Bu genellikle bebeğinizin sinir sisteminin çalışması, beyin ile yüz kaslarının „prova“ yapmasıdır.
Yani „Bebekler neden uykuda gülümser?“ diye merak ediyorsanız, nedeni çoğu zaman duygusal bir tepki değil, tamamen normal yenidoğan refleksleridir.
Yine çok tatlı, yine kalp eriten bir görüntü. Sadece daha o meşhur sosyal gülümseme değil.
Sosyal gülümseme işte oyunun kurallarını değiştiren gülüş. Bebeğinizin ilk kez, size cevap olarak gülmesi, özellikle de yüzünüze veya sesinize tepki vermesidir.
Gerçek bir sosyal gülümseme genellikle:
„Yeni doğan bebeğin gerçek gülümsemesi nasıl anlaşılır?“ diyorsanız, şunlara bakın:
İşte orada gördüğünüz, bebeğin ilk gerçek gülümsemesi. Artık yalnızca rastgele ağız hareketi değil, sizinle iletişim kurma denemesi.
O ilk bebek gülümsemesi sadece „şirin“ olduğu için önemli değil, aynı zamanda bebeğinizin beyin ve sosyal gelişimi açısından da kocaman bir adım.
İlk günlerde yenidoğanın dünyası oldukça bulanıktır. Bebeğin net görebildiği mesafe yaklaşık 20–30 cm kadardır, yani onu kucağınıza aldığınızda yüzünüzle gözleri arasındaki mesafe. İlk haftalar ilerledikçe bebeğin görme gelişimi 6 hafta civarında belirginleşir ve:
Yani bebeğin ilk gülümsemesi geldiğinde, aslında sizi artık yeterince net görebildiği ve yüz hatlarınızı fark edip tepki verebildiği için de gülüyordur.
Pek çok ebeveyn „Bebeğin yüzü tanıması ne zaman olur, bizi ne zaman tanır?“ diye merak ediyor. Aslında sandığınızdan daha erken.
Bebeğiniz ilk sosyal gülümsemesini gösterene kadar beyni durmadan çalışır, şunları yapar:
İlk gerçek gülümseme, bebeğinizin yavaş yavaş parçaları birleştirdiği anlamına gelir:
Bu ses, bu yüz, bu sıcaklık… Bu kişi tanıdık. Yanında kendimi güvende hissediyorum.
O küçücük gülümsemenin arkasında çok şey olur. Duygular, bağlanma ve sosyal etkileşim ile ilgili beyin bölgeleri, özellikle ilk aylarda hızla gelişir.
Bebeğiniz:
Bu dönem, tam anlamıyla bebeğin sosyal gelişimi belirtileri ile doludur. İleride kurulacak tüm ilişkilerin, paylaşımın, karşılık vermenin en erken hali, işte bu minicik gülümsemelerin içinde saklıdır.
Elbette hiçbir bebeğe „zorla“ gülümsetme yapılamaz. Ama bebeğin gülmesi için ortamı yumuşak şekilde hazırlayabilir, bebeğin gülümsemesini nazikçe teşvik edebilirsiniz.
İşte o ilk gülüşü davet etmenin keyifli yolları.
Bebekler, özellikle de sizin yüzünüzü izlemeye bayılır.
Kısa ama sık yüzyüze anlar harika işler. Alt değiştirirken, emzirme ya da biberondan sonra, hafif uykulu ama sakin olduğu zamanlar çok uygun fırsatlardır.
Gündelik, hafif bir gülümseme bazen bir yenidoğan için fazla belirsiz kalır. Biraz tiyatro sahnesindeymişsiniz gibi düşünün, ama tüm seyirci sadece bebeğiniz.
Şunları deneyin:
Bebekler, net ve abartılı mimiklere daha güçlü tepki verir. Bu, onlara „Bu yüz ifadesi mutluluk demek“ mesajını anlamaları için de yardımcı olur.
Ebeveynlerin bebeğe konuşurken fark etmeden kullandığı o yumuşak, melodik ses tonu boşuna değil.
Biraz daha ince ve sıcak bir ses tonuyla konuşmak:
Şöyle şeyler söyleyebilirsiniz:
Aslında ne söylediğinizden çok, sesinizin tonu ve sıcaklığı önemli. Bebeğiniz kelimeleri değil, hissi emiyor.
Bu kısım şaşırtıcı derecede etkili.
Bebeğinizle konuşup gülümserken:
Bebeklerin gördüklerini ve hissettiklerini işleyip tepki vermesi için biraz zamana ihtiyacı olur. Siz peş peşe konuşup hareket ederseniz, o ilk minicik gülümseme denemelerini fark etmeden geçebilirsiniz.
Eğer bebek:
Biraz geri çekilin, sarılın, sakinleşmesine izin verin, sonra uygun bir zamanda yeniden deneyin. Gülümseme anları hem sizin hem bebeğiniz için keyifli ve rahat olmalı, „test“ ya da „sınav“ gibi hissettirmemeli.
Cevabını kalbinizde zaten biliyorsunuz. Yine de adını koymak iyi gelir.
Yenidoğan dönemi gerçekten zor olabilir. Uykusuz geceler, belirsiz günler, yorgun bir beden, dalgalanan hormonlar… Saatlerce verip verip, karşılığında genellikle sadece ağlama ve memnuniyetsizlik görürsünüz.
Sonra bir gün, hiç beklemezken, bebeğiniz size gülümser.
Bu ilk gülüş genellikle bebeğinizden aldığınız ilk net duygusal tepkidir. Açlık ağlaması ya da rahatsızlık kıvranması değil, gerçekten:
ifade eden bir hareket.
Sanki bebeğiniz, şimdilik tek bildiği dille size şunu söylüyordur:
„Seni tanıyorum. Senden hoşlanıyorum. Yanında kendimi güvende hissediyorum.“
Bu yüzden pek çok anne baba bu anı yıllarca unutmuyor.
Bebeğin ilk gerçek gülümsemesi geldiğinde, sizin bedeniniz de tepki verir. Şunları hissedebilirsiniz:
Vücudunuzdaki oksitosin hormonu, yani halk arasında „sevgi / bağlanma hormonu“ denilen madde, bu anlarda devreye girer. Siz gülersiniz, bebeğiniz güler, o küçük karşılıklı mutluluk anları, aranızdaki bağı güçlendirir, güven duygusunu perçinler.
İlk aylarda sıkça aklınızdan geçer:
„Yeterince iyi bir ebeveyn miyim? Bebeğim beni seviyor mu? Yaptıklarım doğru mu?“
Bebeğin size sosyal gülümseme ile cevap vermesi, bu sorulara küçük bir „evet“ gibidir. Böylece:
İşte bu yüzden bu minicik dönüm noktası, bu kadar büyük hissettirir.
Hepsini bir araya getirmek için, pek çok aileye iyi gelen basit bir zaman çizelgesi hazırlayalım. Elbette her bebek farklıdır ama 4–8 hafta bebek gülmesi sürecini şöyle özetleyebiliriz:
Doğum - 3. hafta:
Yaklaşık 4. hafta:
Yaklaşık 6. hafta (çok yaygın):
6–8 hafta arası:
8–12 hafta arası:
Bunlar kaba bir çerçeve. Özetle, bebeğin sosyal gülümsemesi ne zaman başlar? sorusuna çoğu zaman „4–8 hafta arası, özellikle 6. hafta civarı“ cevabı verilir.
Bebeğiniz yaklaşık 6 haftalık oldu ve hâlâ net bir sosyal gülümseme görmediniz diyelim. Derin bir nefes alın. Bu durum tek başına bir sorun olduğu anlamına gelmez.
Aklınızda tutmanız iyi olacak birkaç nokta:
Bu noktada önemli olan, sadece bu tek kilometre taşı değil, genel tablodur. Kendinize şu soruları sorabilirsiniz:
İçiniz rahat etmiyorsa, içinizde „bir şey yolunda değil“ hissi varsa, bunu ciddiye alın ve aile hekiminizle, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanıyla veya aile sağlığı merkezinizdeki hemşireyle konuşun. Onlar:
Çoğu zaman hikâye şöyle ilerler: Beklersiniz, biraz kaygılanırsınız, internette „bebeğim ne zaman güler“ diye defalarca arama yaparsınız. Sonra bir öğleden sonra, ortalık sakinken, bebeğiniz tam yüzünüze bakar ve kocaman bir gülümsemeyle açılır. O an anlarsınız ki, aslında o gülüş hep yoldaymış.
Bebeğin ilk gülümsemesi, bir uygulamada işaretleyip geçeceğiniz basit bir madde değil. O aslında bir anı:
Ne zaman gelirse gelsin, o anı doya doya yaşayın. İsterseniz gülün, isterseniz ağlayın, isterseniz bebeğinizle konuşun:
„Bana güldün! Bu senin ilk gerçek gülümsemen!“
O minicik dudak kıvrımı için ne çok emek verdiniz; uykusuz geceler, döktüğünüz gözyaşları, aklınıza gelen binlerce soru…
Bu gülüş, bebeğinizin size, yüzüyle yapabildiği en yüksek sesle söylediği şey aslında:
„İyi ki benim annemsin / babamsın.“