Herkes bebeğin ilk ayından bahseder. Minicik kıyafetler, o ilk ağlama sesi, gece beslenmeleri… Ama çok az kişi söyler: asıl kamyon gibi çarpan dönem çoğu zaman ikinci ay olur.
Doğumdan sonra 4 ile 8. haftalar arasındaysanız ve içinizden „Neden her gün daha da zorlaşıyor, alışmam gerekmiyor muydu?“ diye geçiriyorsanız, yetersiz değilsiniz. Sadece çok yorgunsunuz. Hem de hücrelerinize kadar, biyolojik düzeyde uykusuzsunuz. Bu da her şeyi değiştiriyor.
Bu yazı, kanepeye uzanmış „Ben ne zaman yeniden kendim gibi hissedeceğim?“ diye düşünen yeni anne için. Yalnız değilsiniz, güçsüz de değilsiniz. Siz bitkinsiniz. Arada büyük fark var.
İlk haftalar genelde sisli, tuhaf bir balonun içindeymişsiniz gibi geçer. Ziyaretçiler gelir, çiçekler, yemekler, kutlama mesajları… Vücut adrenalin ve hayatta kalma modunda çalışır.
Sonra ikinci ay gelir.
İlk günlerde bedeniniz sizi ayakta tutan hormon ve stres tepkileriyle doludur. Hatta bazen „Bu kadar az uykuya rağmen fena değilim“ bile diyebilirsiniz.
Yaklaşık 4. haftadan sonra o dalga yavaş yavaş çekilir. Gece beslenmeleri hâlâ sürmektedir. Yenidoğan uyku düzeni hâlâ karmakarışıktır. Ama artık siz her şeyi çok daha net hissedersiniz: ağrıyı, yorgunluğu, ilk haftalarda üstü kapalı kalan duyguları.
Bir gece kötü uyursunuz, toparlanırsınız. İki gece, idare edersiniz. Ama haftalarca bölük pörçük uyuduğunuzda, vücut ve beyin ciddi bir „uyku borcu“ taşımaya başlar.
Yenidoğan bebek uyku düzeni genelde hiç düzenli değildir. Sık sık uyanır, beslenmek ister, sakinleşmek için yardıma ihtiyaç duyar, iç saati daha oturmamıştır. Bebeğiniz ara ara „uzun“ uyusa bile, sizin uykunuz çoğu zaman:
İkinci aya geldiğinizde bu birikmiş uykusuzluk tüm ağırlığıyla çöker. Şunları fark edebilirsiniz:
Bu „dağılmanız“ değil. Bu, doğum sonrası yorgunluğun ve uyku yoksunluğu etkilerinin gayet normal bir yansıması.
Bazı ailelerde bebek kolik dediğimiz durum, akşamları uzun bir ağlama maratonuna dönüştürür. Kolik çoğu bebekte 6. hafta civarında en üst seviyeye çıkar, 3 - 4. aya kadar sürebilir.
Bebeğiniz:
…o kolik zirvesini yaşıyor olabilirsiniz. Zaten boş olan uyku tankınızla saatlerce ayakta dolaşmak, sallamak, pışpışlamak gerçekten yıpratıcıdır.
„Saat 17.00 yaklaşırken içim sıkılıyor“ diyorsanız, bu ikinci ayda çok ama çok yaygın bir histir.
İlk ay bir nebze daha geçici gibi gelir. Ziyarete gelen herkes „İlk birkaç haftayı atlatın, sonra çok rahatlayacaksınız“ der. Siz de ona tutunursunuz.
İkinci ayda pek çok anne baba sessizce şunu fark eder: Bu iki haftalık bir koşu değil, daha çok uzun mesafe bir maraton. Bebek uyku düzeni hâlâ zor, geceler hâlâ bölük pörçük, bakım ihtiyacı hiç bitmiyor.
Kendinizi şu düşünceler içinde bulabilirsiniz:
İşte o „gerçeklerin yüzünüze çarpması“ anı çok ağır gelebilir. Ama bu da bir başarısızlık göstergesi değil. Sadece yaşadığınız dönemin ne kadar yoğun ve yorucu olduğunu artık daha net görüyorsunuz.
Yenidoğan uyku düzeni ile boğuşurken kendinizi „Abartıyorum galiba“ ya da „Ben demek ki yeterince güçlü değilim“ diye yargılayabilirsiniz. Başka annelerle karşılaştırıp „Onlar idare ediyor, ben niye böyleyim?“ diye düşünebilirsiniz.
Net olalım: uyku yoksunluğu etkileri çok gerçek ve çok ciddi.
Kronik uykusuzlukta, İstanbul ve Ankara’daki üniversitelerin yaptığı çalışmaların da gösterdiği gibi, tepki süresi ve karar verme becerileri, alkollü araç kullanma sınırına yaklaşan kişilerdekine benzer hale gelebiliyor.
Yeni anne hayatında bu şunlara dönüşebilir:
Bu sizi „dalgın“, „unutkan“ ya da „beceriksiz“ yapmaz. Beyniniz şu an acil durum modunda çalışıyor.
Uykusuzluk, duyguları düzenleme kapasitesini yerle bir eder. Küçücük şeyler devleşir. Eşinizin bir sözü, hafif eleştirel bir mesaj, yanlış marka bezün gelmesi…
Şunları yaşayabilirsiniz:
Bu „alınganlık“ değil. Uykusuzluk, doğum sonrası hormon dalgalanmaları ve yeni anne yorgunluğunun sinir sisteminize yansıması.
Şu klasik durumu biliyor olabilirsiniz: „Bebek uyku düzeni biraz toparlanmaya başladı derken bu sefer ben hasta oldum.“ Ya da memede tıkanıklık, mastit, bitmeyen gribal enfeksiyonlar…
Uykusuzluk bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir, enfeksiyonlara daha açık hale getirir, doğumdan sonra iyileşme sürecini yavaşlatır. Bedeniniz hem gebelik ve doğumun yaralarını sarmaya çalışıyor, hem de gecede defalarca kalkıyor. Yorgun hissetmeniz çok normal.
Odaya niye girdiğinizi unuttunuz mu? Aynı şeyi eşinize bir günde iki kez anlattınız mı? Tam bir klasik: uykusuzluk beyni.
Pek çok anne şunları tarif eder:
Bazen bu durum korkutucu bile gelebilir, sanki kendinizi kaybediyormuşsunuz gibi. Ama bu, kronik uykusuzluğun bilinen bir etkisi. Kalıcı bir hasar değil.
Özetle: Bu „karakter meselesi“ değil. Bedeniniz ve beyniniz, bu kadar bölünmüş uykuda her insan bedeninin vereceği tepkiyi veriyor.
Yenidoğan bebek uyku düzenini sihirli bir formülle düzeltemezsiniz. Geceleri uyanmak normal. Ama evdeki yetişkinlerin bu süreci nasıl yönettiğini değiştirebilirsiniz.
Burada, Instagram’da görmediğimiz ama gerçek hayatta işe yarayan şeylerden bahsedelim.
Bu cümleyi muhtemelen 20 kere duydunuz. İçinizden de belki „Tabii canım, o uyurken evi kim toparlayacak?“ diye geçirdiniz.
Aslında cümle tamamen çöpe atılacak kadar anlamsız değil, sadece bağlama ihtiyacı var.
Eğer:
O zaman bebeğinizin sadece bir gündüz uykusunu seçip siz de uzanmayı denemek, doğum sonrası yorgunluğu bir tık yumuşatabilir. 20 - 40 dakikalık bir kestirme bile fark yaratır.
Birçok yenidoğan, saatlerce mis gibi uyur, yeter ki göğsünüzde, kucağınızda olsun. Yatağa koyduğunuz an gözler fal taşı gibi açılır.
Bu durumda:
„Bebek uyuyunca ben uyuyamıyorum“ diye kendinizi suçlamayın. Bebeğiniz kural kitabını okumadı. Bu çok yaygın bir durum.
Bazı günler, o tek sessiz an geldiğinde sizin temel ihtiyaçlarınız şöyle görünebilir:
Bunlar da en az uyku kadar kıymetli.
„Bu uykusunda ben yatmak yerine duş almayı ve yemek yemeyi seçeceğim“ deme hakkınız var. Kendinizin temel ihtiyaçları da uyku kadar önemli. Hepsi birlikte, uykusuzlukla başa çıkma kapasitenizi artırır.
Evinizde bir partner varsa, geceyi bilerek ve isteyerek paylaşmak hayat kurtarabilir. „Bebek uyanınca ikimiz de kalkarız“ planı, çoğunlukla her iki tarafın da tamamen tükenmesiyle sonuçlanır.
Türkiye’de pek çok çift, geceleri şöyle planlıyor:
Bu sistem, bebeğin beslenmesi biraz düzene girdikten sonra ya da biberon / mama kullanıyorsanız daha kolay işler. „Off“ olan kişi, mümkünse başka odada, kulak tıkacı ile gerçekten kesintisiz uyur, ancak çok acil durumda çağrılır.
Sık uyanan bebeklerde veya emziren ailelerde epey işe yarar.
Örneğin:
Saatleri kendi hayatınıza göre kaydırabilirsiniz. Önemli olan: her bir yetişkinin, gecede en az bir kere kesintisiz, uzun bir uyku bloğu alması.
„Ben emziriyorum, nasıl vardiya yapacağız?“ diye düşünebilirsiniz. Yine de paylaşılacak çok şey var.
Seçenekler:
Süt sağmak sizi strese sokuyorsa ya da süt miktarınızı olumsuz etkiliyorsa, yapmak zorunda değilsiniz. Yine de „süt dışı“ işler için partnerinizden yardım istemek gayet mümkün ve hakkınız.
Gündüz uzun uzun uyumak belki hayal gibi gelebilir. Ama kısa kestirmeler bile düşündüğünüzden daha etkili.
Türkiye’deki uyku kliniklerinden çıkan araştırmalar, 10 - 20 dakikalık bir uykunun bile dikkat ve ruh halini toparlayabildiğini gösteriyor. Derin uykuya geçmeniz şart değil.
Şunları deneyin:
„Sanki tam uyuyamadım, sadece daldım“ diye düşünseniz bile, inanın o da sayılır. Dinlenme, dinlenmedir.
Kafanızın içinde şu ses dolaşabilir: „Bu sürede evi toplasam daha iyi olmaz mı?“, „Başka anneler uyumadan da idare ediyor, ben niye kestiriyorum?“
Hayır.
Bedeniniz „Gözlerimi kapatmam gerekiyor“ diyorsa, bu gerçektir, geçerlidir. Suçluluk çamaşır yıkamaz. Gece ağlayan bebeği de susturmaz. Tam tersi, yıpratır.
Türkiye’de birçok kadın, farkında olmadan şöyle bir kalıpla büyüyor: „İyi anne her şeye tek başına yetişir.“ Ev, bebek, varsa büyük çocuklar, aile büyükleri, misafirler… Hepsini çevirir, bir de doğum günlerini unutmaz.
Bu tamamen bir mit. Eskiden lohusalık döneminde kadınlar, haftalarca hatta aylarca aile ve mahalle desteğiyle yaşardı.
O yüzden, güvendiğiniz bir aile büyüğü, kardeş, arkadaş ya da ücretli bir destek (örneğin lohusa hemşiresi, doğum sonrası doula) yardım teklif ediyorsa, içiniz rahat ediyorsa kabul edin.
Örneğin:
Rolünüzü devretmiyorsunuz. Tam tersi, biraz toparlanıp yeniden anne rolünü sürdürebilmek için bedeninize fırsat tanıyorsunuz.
Biri size „Bir şeye ihtiyacın olursa haber ver“ dediğinde, mümkünse somut bir rica ile cevap verin:
Yük değilsiniz. Yoğun uyku yoksunluğu ile boğuşan, hayatı kökten değişmiş bir yeni annesiniz. Destek almaya hakkınız var.
„Çok yorgun“ olmak ile artık güvenli olmayan bir seviyede olmak arasında fark var. O çizgiyi bilmek önemli.
Aşağıdakilerden bazıları size tanıdık geliyorsa, bir kahveden fazlasına, gerçek desteğe ihtiyacınız olabilir.
Eğer sık sık:
Bu önemli bir uyarı işaretidir.
Daha güvenli seçenekler:
Eğer kendinizi trafikte:
buluyorsanız, lütfen araç kullanmayın. Sizin ve bebeğinizin canı, hiçbir randevudan önemli değil.
Mümkünse birinden sizi götürmesini isteyin, randevuyu erteleyin ya da toplu taşımayı tercih edin. Mutlaka siz kullanmak zorundaysanız, mesafeyi kısa tutun ve en uykulu olduğunuz sabah çok erken veya gece geç saatlerden kaçının.
Ağır uykusuzluk, doğum sonrası hormon fırtınasıyla birleştiğinde bazen şunlara yol açabilir:
Böyle bir durumdaysanız:
„Deliriyorum“ değilsiniz. Aşırı uyku yoksunluğu, doğum sonrası depresyon ya da nadir de olsa doğum sonrası psikoz gibi tıbbi durumlar yaşıyor olabilirsiniz. Bunlar hızlı destek gerektirir.
Kendinize ya da bebeğinize zarar verme düşünceleri eyleme dönüşecek gibi hissediyorsanız, gecikmeden 112’yi arayın ya da en yakın acil servise başvurun. Bu abartı değil, gerçek bir acil durumdur.
Yenidoğan uyku düzeni kaotiktir. Çoğu yeni ebeveyn, uzun süre deliksiz uyku yüzü görmez. İkinci ay, sisin iyice koyulaştığı, „Demek geceler bir süre daha böyle gidecek“ gerçeğinin oturduğu, bu yüzden de en sert hissedilen dönemlerden biridir.
Uyku yoksunluğu ile başa çıkma sürecinde:
önemli.
Ve kendinize, bugüne kadar hiç olmadığınız kadar nazik davranın.
Şu an, bebeğiniz karnı tok, az çok temiz, temel olarak güvendeyse ve siz tırnaklarınızla da olsa hayata tutunuyorsanız, yeterince iyi annesiniz. Kusursuz rutinler, kusursuz bebek uyku düzeni planları sonra gelir.
Belki bugün için tek kazanımınız 20 dakikalık bir şekerleme olacak. Belki annenizin bebek arabasını alıp dışarı çıkmasına izin verip siz yatağa kapanacaksınız. Belki eşinizden haftada bir geceyi tamamen üstlenmesini rica edeceksiniz.
Bunlar zayıflık değil. Aksine, bunlar akıllıca ve kendinizi koruyan seçimler.
Başarısız değilsiniz. Siz, parçalı uykuyla yaşayan, buna rağmen her birkaç saatte bir minicik, tamamen size muhtaç bir insanı ayağa kaldıran yeni bir annesiniz.
Bu olağanüstü bir şey. Ve bu olağanüstü işe devam edebilmek için çokça uykuya ve desteğe ihtiyaç duymanız da en az o kadar normal.