İlk ay… Bir yandan zaman su gibi akıyor, bir yandan gece mi gündüz mü anlamıyorsunuz. Telefonunuz bebek fotoğraflarıyla dolu, siz hem dünyanın en mutlu insanı hem de hayatınızın en yorgun halindesiniz.
Özellikle yeni anne için doğumdan sonraki ilk dönem hem fiziksel olarak zorlayıcı, hem duygusal olarak yoğun, hem de beklenmedik kadar yalnız hissettirebilir.
İşte tam burada, partnerin rolü devreye giriyor. Özellikle de babanın. Emziremezsiniz (biberon vermek hariç), dikişlerinin acısını alamazsınız ama o ilk ayın havasını tamamen değiştirebilirsiniz. Aradaki fark genelde şudur: „Zorlanıyoruz ama beraber üstesinden geliyoruz“ ya da „Zorlanıyorum ve kendimi yapayalnız hissediyorum“.
Aklınızdan „Yardım etmek istiyorum ama ne yapacağımı bilmiyorum“ geçiyorsa bu yazı tam size göre. Ya da belki de bu yazıyı partnerine sessizce gönderen yeni bir annesiniz. Güzel hamle.
Eşinizin bedeni az önce inanılmaz bir iş başardı. Hormonlar altüst, uyku düzeni dağılmış, bedeninin ve kimliğinin bir gecede değiştiğini hissediyor olabilir.
Sizin göreviniz: Onun için güvenli alan olmak.
O,
„O kadar yorgunum ki ağlayacağım geliyor“
dediğinde doğru cevap şu değil:
„Geçer ya“, „Herkes doğuruyor, sen de alışırsın“.
Bunun yerine şöyle cümleler deneyin:
Bu tür cümleler ufak gibi görünür ama değildir. Aslında şunu söylemiş olursunuz: Seni görüyorum, yanındayım.
O „sadece biraz yorgun“ değil. Doğum sonrası dönem, gerçek bir tıbbi iyileşme süreci. Aynı anda şu sorunlarla uğraşıyor olabilir:
Ağzınızdan „Ben de çok yoruldum aslında“ cümlesi çıkmak üzereyse bir durun. Bu elbette doğru olabilir, sizin yorgunluğunuz da önemli ama zamanlama her şeydir. O tam emzirirken ağlıyorsa, göğüsü acıdan yanıyorsa, o an onunla yarışma zamanı değildir.
İkiniz de yorgun olabilirsiniz, bunda sorun yok. Onun bilmesi gereken tek şey, sizin „yarışmadığınız“.
Birçok baba otomatik olarak „çözüm modu“na geçer:
Çoğu zaman yeni anne zaten seçenekleri biliyor. İstediği şey yargılanmadan içini dökebilmek.
Basit bir yöntem kullanın:
Bu tek soru, kavga olabilecek birçok anı daha başlamadan bitirir.
„Yeni anneye nasıl yardım edilir?“ diye net cevap arıyorsanız işin somut kısmı burada. Doğum sonrası pratik destek, hem onun iyileşmesini hızlandırır hem de sizin baba-bebek bağınızı güçlendirir.
Bir süreliğine kendinizi „evin asistanı“ değil, evin yöneticisi gibi düşünün.
„İhtiyacın olursa söyle“ cümlesi iyi niyetli ama pratikte çoğu zaman yeni annenin yine pek çok işi üstlenmesiyle sonuçlanır. Bunun yerine belli görevleri siz sahiplenin.
Güzel örnekler:
Gece alt değiştirme tamamen babaya ait
Evde şöyle bir düzen kurabilirsiniz: Bebek ağlıyor, anne emziriyor, siz:
Banyo sorumlusu
Bebek banyosunu kurun, suyu bileğinizle kontrol edin, havlu, pijama, bez ne gerekiyorsa önceden hazırlayın ve tüm süreci siz yönetin. Anne isterse izlesin, isterse bu sırada dinlensin.
Yemek ve atıştırmalık organizasyonu
Aşçılık belgesi almanıza gerek yok. Önemli olan:
Yemek yapamıyorum diyorsanız, düzgün yerlerden yemek söyleyin, buzluğa hazır yemek stoklayın veya aileden birini ev yemeği getirmesi için organize edin.
Market alışverişi
Evde bitebilecek kritik şeyleri takip edin: süt, ekmek, meyve, sebze, bez, ıslak mendil, lohusa pedi. Ortak bir liste uygulaması kullanırsanız o da rahatça ekleme yapar, her seferinde size tek tek söylemek zorunda kalmaz.
Temizlik minimumu
Şu dönemde kimse sizden detaylı temizlik beklemiyor. Hedefiniz:
Evdeki büyük çocuğa babalık ağırlığını artırma
Evde başka çocuk varsa bir süre onların „ana kişisi“ siz olun:
Bu sayede hem büyük çocuk kendini ihmal edilmiş hissetmez, hem de yeni anne ya bebekle baş başa zaman geçirir ya da en değerlisi, uyur.
Yeni anne için en büyük hediyelerden biri: Sürekli talimat beklememenizdir.
Etrafa bilinçli bakmayı kendinize alışkanlık haline getirin:
Kendinize küçük bir kontrol listesi yapın:
„Söyle ne yapayım“ demek üzereyken kendinizi yakalarsanız cümleyi değiştirin:
„Bugün ben çamaşırı mı halledeyim yoksa akşam yemeğini mi hazırlayayım? Hangisi daha iyi olur?“
İki seçenek sunun, ikisi de işe yarasın.
Siz „onun bebeğine yardım eden“ biri değilsiniz, babanız. Bu bakış açısı değiştiğinde her şey değişir.
Yenidoğan bakımı sadece annenin işi değildir. İlk ayında „baba nasıl yardımcı olur?“ sorusunun cevabı aynı zamanda „baba bebekle nasıl bağ kurar?“ın da cevabıdır.
Ten tene temas sadece anneye ait bir ritüel değil. Babayla ten tene temas da hem bebeği sakinleştirir hem sizin özgüveninizi artırır.
Basit uygulama:
Bunu şurada yapabilirsiniz:
Hem „baba bebek bağı kurma“ için harika bir yöntem, hem de size özel bir an.
Bebekler sesleri çok hızlı tanır. Bebeğinizle konuşurken onu „yetişkinmiş gibi“ ciddiye alın:
Kendinizi komik hissedebilirsiniz, sorun değil. Bebeğin umurunda değil, o sadece sizin sesinizi seviyor.
Şarkı konusunda da illa ninni söylemek zorunda değilsiniz.
Sevdiğiniz şarkıları mırıldanın, eski rock parçaları, türkü, marş… Sözleri anlamıyor, ritme ve ses tonunuza odaklanıyor.
İyi bir kanguru veya sling, özellikle babalar için oyunu değiştirir. Bebek taşıma sayesinde:
Birçok baba, „Artık ne yaptığımı biliyorum galiba“ hissini ilk kez kanguruyla yaşar.
Güvenlik için T.C. Sağlık Bakanlığı ve yerel ebe/hemşire tavsiyelerine göre bebek taşıma kurallarına bakın. İlk denemeleri mümkünse bebek çok ağlamıyorken, ev ortamında, ayna karşısında yapın ki gece krizlerinde panik yaşamayın.
Partneriniz emziriyorsa bile beslenme sürecine çok aktif katılabilirsiniz.
Emziren yeni anneye partner desteği:
Anne sütünü sağma ya da mama kullanma varsa:
Unutmayın, beslemek = bakım. Bakım da bağı güçlendirir.
Yenidoğanla geçen geceler insanı gerçekten tüketebilir. Basit bir plan bile çok fark ettirir. Düzeniniz, bebeğin sadece anne sütü mü aldığına, karışık beslenmeye mi yoksa formül mamaya mı geçtiğine göre değişir.
Bebek sadece anne sütüyle besleniyorsa annenin geceleri devreden çıkması imkansız. Ama bu onun her şeyi tek başına yapacağı anlamına gelmiyor.
Basit bir „gece nöbetleri emzirme“ düzeni şöyle olabilir:
Tüm bunlar olurken anne çoktan tekrar uykuya dönme aşamasında olur.
Dışarıda çalışıyor olsanız bile, örneğin cuma veya cumartesi gecelerini „tam destek gecesi“ ilan edebilirsiniz. Böylece anne en azından haftada bir uzun bir uyku dilimi yakalamış olur.
Gece biberonla besleniyorsa bazen tüm gece nöbeti babada olabilir.
Örneğin:
Sizin „gece nöbeti“ rutininiz:
Bu dönüşümlü düzen, iki tarafın da aynı anda tükenmişlik noktasına gelmesini önler.
Yeni anne çok çabuk „herkes bana dokunmasın artık“ noktasına gelebilir. Sürekli emzirme, kucak, sorular, tavsiyeler… Bir yerden sonra taşıyor.
Siz burada biraz da dış dünyaya karşı kapı bekçisi rolündesiniz.
Bizim kültürde „lohusa görmeye gitmek“ neredeyse kural gibidir. Bebek daha 3 günlükken ev dolup taşabilir. Çok güzel bir destek de olabilir, tamamen kabusa da dönüşebilir.
Sizin rolünüz:
Ziyaretçi geldiyse:
Kısacası, kapı herkese açık olmak zorunda değil. Önce lohusayı düşünün.
„Fotoğraf atsana“, „Uyuyor mu?“, „Nasıl gidiyor?“ diye mesaj yağmuru başlayabilir. Niyet iyi, etkisi yorucu.
Şunlar işe yarar:
Annenin dinlenmesini korumak kabalık değildir. Aksine, sorumlu davranmaktır.
Lohusalıkta ağlamak çok yaygındır. İlk haftalarda gözyaşı normaldir, bu her zaman doğum sonrası depresyon demek değildir. Yine de en yakındaki kişi olarak, „bir şeyler yolunda gitmiyor“ sinyalini en erken siz görebilirsiniz.
Şu işaretlere dikkat edin:
Endişeleniyorsanız:
Doğum sonrası depresyon ve anksiyete sanılandan çok daha yaygın ve tedavi edilebilir. „Abartıyorum galiba“ diye geçiştirmeyin.
Doğum sonrası dönem konuşulurken çoğunlukla anne ve bebek odaktadır ama baba da bu süreçte zorlanabilir. Kafanızda şunlar dolaşıyor olabilir:
Bunların hiçbiri sizi kötü baba yapmaz, sadece insan olduğunuzu gösterir.
Kendinize iyi bakmanın bazı yolları:
Kendi oksijen maskenizi takmadan başkasına uzun süre yardım etmek zordur. Bu yüzden kendi bakımınızı ihmal etmek bencillik değil, aile için yatırımdır.
Bez ters takılacak, muslini unutacaksınız, iki dakika ağlamaya dayanamayınca panikle bebeği tekrar anneye vereceksiniz. Hepsi olacak.
İyi bir partner olmak, doğum sonrası dönemi sıfır hatayla yönetmek anlamına gelmiyor. Önemli olan:
Bu ilk ay, göz açıp kapayıncaya kadar geçecek. Ama şimdi kurduğunuz düzen - iş bölümü, birbirinizle konuşma şekliniz, stresle başa çıkma biçiminiz - ilişkinizin önümüzdeki yıllardaki temelini oluşturacak.
Bu yazıdan tek bir cümle aklınızda kalacaksa o da şu olsun:
„Nasıl yardımcı olabilirim?“ deyip öylece beklemeyin. Etrafa bakın, bir işi seçin ve yapın.
Sonra gece yatağa uzanıp yanınızdaki yorgun anneye ve minik bebeğinize baktığınızda gerçekten şunu hissedersiniz: Biz bu işin içindeyiz ve birlikte götürüyoruz.