Lohusalık Hüznü, Doğum Sonrası Depresyon ve Anksiyete: Belirtiler, Farklar ve Ne Zaman Destek Almalısınız

Yeni doğum yapmış üzgün anne, bebekle ev ortamı

Yeni doğum yaptınız, hayatınız altüst oldu, herkes bunun hayatınızın en mutlu dönemi olması gerektiğini söylüyor.

Ama siz belki duşa girince ağlıyor, eşinize patlıyor ya da bebek nihayet uyumuş olsa bile saat 03.00’te yatağın içinde gözünüz tavanda, kafanızda tek bir soru dönüyor olabilirsiniz:
„Benim neyim var?“

Eğer bu size tanıdık geliyorsa, kırık değilsiniz, kötü anne değilsiniz ve kesinlikle yalnız değilsiniz.

Bu yazıda lohusalık hüznü ile doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon) arasındaki farkı, doğum sonrası anksiyete belirtilerinin nasıl göründüğünü ve neyin „hormonal iniş çıkış“ neyin ise profesyonel destek gerektiren bir durum olduğunu adım adım anlatacağız. Buradaki cümlelerden biri bile size benziyorsa, lütfen okumaya devam edin. Bazı kadınlar için bu bilgileri bilmek gerçekten hayat kurtarıcı olabiliyor.


Lohusalık hüznü: Doğumdan sonra „normal“ duygusal karmaşa nedir?

Türkiye’de çoğu kadın doğum uzmanı, ebe ya da hemşire size mutlaka „lohusalık hüznü“nden bahseder. O anda ciddiye almayabilirsiniz. Sonra bebek doğar, eve gelirsiniz ve bir anda ne demek istediklerini iliklerinize kadar hissedersiniz.

Lohusalık hüznü ne kadar yaygın?

Lohusalık hüznü, araştırmalara göre annelerin yaklaşık %70–80’inde görülüyor. Yani her 10 anneden 7–8’i, bir şekilde bu dönemi yaşıyor.

Genellikle şu etkenlerle bağlantılı:

  • Gebelik hormonlarının (östrojen ve progesteron) hızla düşmesi
  • Uykusuzluk
  • Normal doğum ya da sezaryenden sonra fiziksel toparlanma süreci
  • Bir anda 7/24 küçük bir insandan sorumlu olmanın yarattığı şok

Bu, zayıf olduğunuz anlamına gelmez. Bedeniniz ve beyniniz çok kısa sürede çok büyük bir değişime uyum sağlamaya çalışıyor.

Lohusalık hüznü ne zaman başlar, ne kadar sürer?

Çoğu anne doğumdan hemen sonra duygusal dalgalanmaları fark etmeye başlar.

  • Lohusalık hüznü ne zaman başlar?
    Genellikle doğumdan 2. ya da 3. günde
    (çoğu zaman hastaneden çıktıktan ya da adrenalin etkisi azaldıktan sonra).

  • Ne zaman zirve yapar?
    Sıklıkla 5. gün civarında. Birçok kadın 5. günü „tam çöküş günü“ olarak anlatır.

  • Lohusalık ne kadar sürer? Lohusalık hüznü ne kadar sürer?
    Bu duygusal iniş çıkışlar genelde 2 hafta içinde belirgin şekilde hafifler.
    Hâlâ yorgun ve hassas hissedebilirsiniz ama o bastıran, öngörülemez dalgalanmalar sakinleşir.

Eğer belirtileriniz 2 haftadan sonra da aynı şiddette devam ediyorsa, bu durum lohusa depresyonu / doğum sonrası depresyon açısından aile hekimi, kadın doğum uzmanı ya da psikiyatri ile konuşmanız gerektiğine işaret eder.

Tipik lohusalık hüznü belirtileri

Lohusalık hüznü belirtileri epey dağınık ve karmakarışık hissedilebilir. Bir an bebeğinizin yüz ifadesine gülersiniz, bir sonraki an tost yandı diye hüngür hüngür ağlarsınız.

Sık görülen lohusalık hüznü belirtileri:

  • Ani duygu durum dalgalanmaları
    Bir anda iyiyken, bir anda ağlamaklı ya da sinirli olmak.

  • Aşırı ağlama hali
    „Hiçbir sebep yokken“ ağlamak. Özellikle akşamüstleri ya da misafirler gidince.

  • Sinirlilik ve tahammülsüzlük
    Eşe, aileye çabuk parlamak, kolay gerilmek.

  • Kaygı artışı
    Özellikle emzirme, uyku, bebeği „doğru“ yapıp yapmadığınız konularında normalden fazla endişe.

  • Bebek uyurken bile uyuyamama
    Çok yorgunsunuzdur ama zihniniz durmak bilmez.

  • Bunalmış hissetmek
    Günün temel işleri (emzirme, alt değiştirme, bir duş almak) size maraton gibi gelir.

Lohusalık hüznünde, tüm bunlara rağmen:

  • Bebeğinizle ilgili en azından bazı anlarda keyif ya da bağ hissi yaşarsınız.
  • Zor da olsa, çevre desteğiyle temel günlük işleri bir şekilde yapabilirsiniz.
  • Duygular yavaş yavaş hafifler ve doğumdan sonraki 2. hafta civarında belirgin şekilde düzelir.

Yaşadığınız tablo buna benziyorsa, büyük ihtimalle lohusalık hüznü yaşıyorsunuz. Bu dönemde en çok iyi gelenler: dinlenmek, destek almak ve „Bu normal, geçecek“ cümlesini duymak.


Doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon) nedir?

Doğum sonrası depresyon, yani postpartum depresyon, biraz uzun sürmüş lohusalık hüznü değildir. Tıpkı fiziksel bir hastalık gibi, ciddiye alınması ve tedavi edilmesi gereken bir ruhsal sağlık sorunudur.

Türkiye’de yapılan çalışmalar doğum sonrası depresyonun annelerin yaklaşık %10–15’inde görüldüğünü bildiriyor. Yani en az her 10 kadından 1’i, büyük olasılıkla daha fazlası, ilk yıl içinde bu süreci yaşıyor. Birçok kadın neler hissettiğini kimseyle paylaşmadığı için gerçek oran daha da yüksek olabilir.

Postpartum depresyon ne zaman başlayabilir?

Bu kısım çoğu kişinin kafasını karıştırır.

Doğum sonrası depresyon:

  • Doğumdan sonraki ilk haftalarda başlayabilir, ilk başta lohusalık hüznü gibi görünür ama sonra düzelmez, aksine devam eder.
  • Doğumdan sonra ilk 1 yılın herhangi bir döneminde ortaya çıkabilir. Özellikle ek stresler olduğunda ya da emzirme düzeni değiştiğinde depresif belirtiler tetiklenebilir.

Yani bebeğiniz 4 aylık ya da 9 aylıkken „Artık lohusa depresyonu olamaz herhalde“ diye düşündüyseniz
evet, olabilir. Bu süre hâlâ doğum sonrası dönem kabul edilir.

Doğum sonrası depresyon belirtileri

Herkesin yaşantısı biraz farklıdır ama doğum sonrası depresyon belirtileri arasında sık görülen bazı ortak noktalar var.

Bu belirtilerden birkaçını 2 haftadan uzun süredir, çoğu gün, gün boyu yaşıyorsanız, artık doğum sonrası depresyon tedavisi için destek almanın zamanı gelmiş olabilir:

  • Sürekli üzgün ya da boş hissetmek
    Günün büyük kısmında çökkün, boş, umutsuz hissetmek.

  • İlgi ve zevk kaybı
    Eskiden zevk aldığınız şeyler (dizi, kitap, hobiler, hatta bebeği kucaklamak) size artık anlamsız veya tatsız geliyorsa.

  • Bebeğe karşı ilgi kaybı
    Bebeğinizin temel ihtiyaçlarını karşılarsınız ama içinizde ona karşı sevgi, yakınlık değil de kopukluk, öfke ya da kayıtsızlık hissedebilirsiniz.

  • Şiddetli kaygı ya da panik ataklar
    Yoğun korku, kalp çarpıntısı, titreme, bayılacak gibi olma, kontrolü kaybedeceğinizi hissetme.

  • Bebekle bağ kuramama
    Herkesin anlattığı o „ilk görüşte aşk“ı yaşamamak, hiçbir şey hissetmemek ya da bebeğe karşı öfke, kızgınlık duymak.

  • Günlük işlevselliğin bozulması
    Giyinmek, duş almak, bir mesaja cevap vermek bile gözünüzde büyüyorsa, hiçbir şey yapamıyormuşsunuz gibi hissediyorsanız.

  • Aile ve arkadaşlardan uzaklaşma
    Aramaları açmamak, buluşmaları iptal etmek, kimsenin sizi anlamayacağını düşünüp yalnız kalmak istemek.

  • Uyku düzeninde belirgin değişiklikler
    Bebeğiniz uyurken bile uyuyamamak, zihnin hiç susmaması ya da tam tersi, sürekli uyku halinde olmak.

  • İştah değişiklikleri
    Neredeyse hiç yiyememek ya da kendinizi durduramayacak kadar çok yeme ihtiyacı hissetmek.

  • Suçluluk, değersizlik, „kötü anne“ hisleri
    Sürekli kendinizi eleştirmek, yeterince iyi olmadığınıza inanmak, küçük hataları bile gözünüzde büyütmek.

  • Kendinize ya da bebeğinize zarar verme düşünceleri
    İstenmeyen, zorlayıcı imgelerden, akıldan gitmeyen düşüncelerden, daha planlı, ayrıntılı intihar ya da zarar verme düşüncelerine kadar farklı şekillerde olabilir.

Bu son iki maddeyle ilgili çok net bir şey söylemek gerekiyor:

Kendinize ya da bebeğinize zarar verme düşüncelerinin aklınıza gelmesi sizi „canavar“ yapmaz. Bu, ne kadar kötü durumda olduğunuzun bir göstergesi. Utanmanız değil, acilen destek almanız gerekiyor.


Doğum sonrası anksiyete (kaygı) nedir?

Bazı kadınlar kendilerini ağırlıklı olarak üzgün değil, dehşet içinde hissederler.

Sürekli tetikte, kalbi çarpar halde, her birkaç dakikada bir bebeğin nefes alıp almadığını kontrol ederek, en ufak kızarıklıkta sabaha kadar internetten araştırma yaparak geceleri geçiriyor olabilirsiniz.

Bu tablo doğum sonrası anksiyeteyi düşündürebilir. Tek başına görülebileceği gibi, postpartum depresyonla birlikte de sık ortaya çıkar.

Doğum sonrası anksiyete belirtileri

Bir miktar endişe, annelikle birlikte gayet normaldir. Fakat doğum sonrası anksiyete belirtileri daha farklı görünür:

  • Bir türlü susmayan aşırı endişe
    Kafanızda aynı kaygılar dönüp durur, kendinizi mantıklı şekilde rahatlatamazsınız.

  • Durmadan akan düşünceler
    Zihniniz bir „ya şöyle olursa“ senaryosundan diğerine atlar, kendinizi tüketmiş hissedersiniz.

  • Sürekli kontrol etme ya da onay arama
    Bebeğin nefesini tekrar tekrar kontrol etmek, sürekli birine „Değil mi, normal bu?“ diye sormak.

  • Fiziksel belirtiler
    Göğüste sıkışma, kalp çarpıntısı, baş dönmesi, terleme, her an kötü bir şey olacakmış hissi.

  • Gevşeyememe
    Bebeğiniz güvende ve uykuda olsa bile, bedeniniz alarm hâlindedir, rahatlayamazsınız.

  • Kaçınma davranışları
    „Ya bir şey olursa“ diye dışarı çıkmaktan, uyumaktan, bebeği başkasının kucağına vermekten kaçınmak.

Bazı kadınlar doğum sonrası anksiyeteyi yaşadıkları halde, „Ben çok üzgün değilim, sadece çok endişeliyim, o zaman doğum sonrası depresyon değildir“ diye düşünür. Oysa doğum sonrası ruh hali değişiklikleri çoğu zaman karışıktır, depresyon ve anksiyete birlikte de görülebilir.


Lohusalık hüznü ile depresyon farkı: Temel ayrımlar

Kafanızda netleşmesi için lohusalık hüznü ile depresyon farkını yan yana görmek işe yarayabilir. Okurken yargılamadan, sadece merakla „Ben hangisine daha yakınım?“ diye kendinize bakmaya çalışın.

1. Zamanlama

  • Lohusalık hüznü

    • Başlangıç: genellikle doğumdan 2. ya da 3. gün sonra
    • Zirve: çoğunlukla 5. gün civarı
    • Düzelme: 2 hafta içinde belirgin şekilde hafifler
  • Doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon)

    • Başlangıç: doğumdan sonra ilk 1 yıl içinde herhangi bir zaman
    • Lohusalık hüznünün düzelmeden uzaması şeklinde başlayabilir
    • Bazen gayet iyi gittiğini sanırken, aylar sonra aniden ortaya çıkabilir

2 haftalık dönemi sınır gibi düşünebilirsiniz. O tarihten sonra şiddetli belirtiler devam ediyor ya da yeni başlıyorsa, lohusalık hüznü değil, lohusa depresyonu olma ihtimali artar.

2. Şiddet

  • Lohusalık hüznü

    • Çok ağlayabilir, duygusal ve bunalmış hissedebilirsiniz.
    • Ama arada da olsa keyifli, sakin anlar mutlaka vardır.
    • Destekle birlikte, temel günlük işleri bir şekilde yapabiliyorsunuzdur.
  • Doğum sonrası depresyon

    • Duygular daha ağır, daha kalıcıdır. Birçok kadın bunu „Üzerimde kara bir bulut var“ ya da „Suyun altındayım“ diye tarif eder.
    • Keyif ve zevk hissi çok azalmıştır ya da hiç yoktur.
    • Günü tamamlamak bile imkansız gelmeye başlar.
    • Düşünceler kararmaya başlar, „Keşke hiç doğurmasaydım“ ya da „Keşke hiç olmasaydım“ türü cümleler zihne üşüşebilir.

3. Süre

  • Lohusalık hüznü

    • Kısa sürelidir, genellikle 2 haftadan kısa sürer.
    • Zaman içinde azar azar hafifler, kötüleşmez.
  • Doğum sonrası depresyon

    • 2 haftadan uzun sürer ve tedavi edilmezse aylarca devam edebilir.
    • Çoğu zaman kendi kendine azalmaktan çok, giderek ağırlaşır.

Eğer kendinize sık sık „Lohusalık ne kadar sürer, ben 4 haftayı geçtim hâlâ çok kötüyüm“ diye soruyorsanız, bu durum doğum sonrası depresyon belirtileri açısından bir uzmana görünmek için önemli bir işaret.


„Bu sadece yorgunluk mu, yoksa daha fazlası mı?“

Uykusuzluk, her duyguyu kat kat büyütür. Ne yaşadığınızı anlamaya çalışırken şu sorular yardımcı olabilir:

  • Sihirli bir şekilde bir hafta boyunca derin uyuyabilseniz, sizce çoğunlukla „eski siz“ gibi mi hissedersiniz,
    yoksa „Uyusam da bu karanlık gitmeyecek“ gibi bir his mi baskın?

  • Gün içinde kendinizi ara ara da olsa iyi hissettiğiniz zamanlar var mı,
    yoksa sabah gözünüzü açtığınızdan gece yatana kadar sürekli ağır ve karanlık bir duygu mu hakim?

  • Yakınlarınız size „Seni hiç böyle görmemiştim“ ya da „Pek iyi görünmüyorsun“ diyorsa, dışarıdan gelen bu gözlemi de ciddiye almakta fayda var mı?

Bir de kendi içinizdeki o küçük sesi duymaya çalışın. Eğer içinizin bir yerinde „Sanırım yardıma ihtiyacım var“ diyen bir fısıltı varsa, onu önemseyin. O ses sizi korumaya çalışıyor.


Ne zaman yardım istemeli: Bu zayıflık değil

Birçok anne doğum sonrası depresyon için yardım istemeyi erteler. Utanır, „Herkesin derdi var, ben de idare ederim“ diye düşünür ya da „Ben kötü anne miyim?“ korkusuyla kimseye açılmaz.

Dibe vurmayı beklemenize gerek yok. Çok daha önce destek almaya hakkınız var.

Şunlardan biri varsa mutlaka birine söyleyin:

  • Düşük ruh hali ya da yoğun kaygı, doğumdan sonra 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa
  • Bebek uyurken bile, zihniniz durmadığı için uyuyamıyorsanız
  • Bebeğinize karşı kendinizi kopuk, hissiz hissediyorsanız
  • Günlük işlerinizi yapmakta ciddi zorlanıyorsanız
  • İnsanlardan kaçıyor, nasıl olduğunuzu soranlara gerçeği söylemekten çekiniyorsanız
  • Paylaşmaktan korktuğunuz, sizi ürküten düşünceleriniz varsa

Şu durumlardan biri varsa acil yardım gerekir:

  • Kendinize zarar verme ya da hayatınıza son verme düşünceleriniz varsa
  • Bebeğe zarar verme düşünceleri yaşıyor ve bunları uygulamaktan korkuyorsanız
  • Gerçeklikten kopmuş gibi hissediyor, olmayan şeyleri görüp duyuyor, çok huzursuz ve „kendiniz değilmişsiniz“ gibi yaşıyorsanız

Türkiye’de:

  • Kendinizin ya da bebeğinizin güvenliğiyle ilgili acil bir risk hissediyorsanız, 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayın ya da en yakın acil servise gidin.
  • Aile hekimi, devlet hastanelerinin psikiyatri klinikleri, üniversite hastaneleri ya da özel psikiyatri merkezleri de acil olmayan ama ivedi destek için başvurulabilecek yerlerdir.
  • Bazı illerde büyük hastanelerin bünyesinde perinatal psikiyatri / gebelik ve doğum sonrası ruh sağlığı poliklinikleri bulunuyor, aile hekiminiz ya da kadın doğum doktorunuz bu birimlere yönlendirme yapabilir.

Yardım istemenin bebeğinizin elinizden alınacağı anlamına geldiğini düşünen çok anne var. Sağlık çalışanlarının amacı sizi cezalandırmak değil, sizin ve bebeğinizin birlikte, güvende ve iyi olmasını sağlamak. Tedavi, sizin gücünüzü geri kazanmanızı desteklemek içindir.


Kime, nasıl anlatılır?

Aile hekimi ya da psikiyatrinin kapısından içeri girerken her şeyi mükemmel cümlelerle anlatmak zorunda değilsiniz. Sadece ilk cümleyi kurmak bile yeterli.

Önce güvendiğiniz birine açılın

Mümkünse önce size yakın birine anlatmak iyi gelebilir:

  • Eşiniz
  • Yakın bir arkadaşınız
  • Anneniz, kardeşiniz ya da güvendiğiniz başka bir aile üyeniz

Şöyle cümlelerle başlayabilirsiniz:

  • „Sandığımdan çok daha zorlanıyorum.“
  • „Kendimi sadece yorgun değil, sürekli kaygılı ve mutsuz hissediyorum.“
  • „Kafama gelen bazı düşünceler beni korkutuyor, paylaşmakta zorlanıyorum.“

Bu yazıyı telefonunuza kaydedip göstermek ya da benzer bir makaleyi onlara okutup „Bak, buradaki çoğu şey bana çok benziyor“ demek de işleri kolaylaştırabilir.

Bir sağlık profesyoneliyle konuşun

Türkiye’de başvurabileceğiniz yerler:

  • Aile hekiminiz
  • Kadın doğum doktorunuz
  • Psikiyatri hekimi (devlet hastanesi, üniversite, özel)
  • Devlet hastanelerinde ya da üniversite hastanelerinde bulunan psikolog ya da psikoterapi birimleri

Şöyle diyebilirsiniz:

„Doğumdan beri kendimi çok mutsuz ve kaygılı hissediyorum. Bu durum 2 haftadan uzun süredir devam ediyor. Lohusa depresyonu / doğum sonrası depresyon olabileceğinden endişeleniyorum.“

Bebekle bağ kuramama, panik ataklar, umutsuzluk, kendinize zarar verme düşünceleri gibi yaşadığınız somut belirtileri özellikle söyleyin. Ne yaşadığınızı ne kadar net anlatırsanız, size uygun destek o kadar kolay planlanır.

Ciddiye alınmayı hak ediyorsunuz. „Abartıyorsun, geçer“ gibi bir yaklaşımla karşılaşırsanız, aynı kurumda farklı bir hekimle görüşmekten çekinmeyin.


Uzmanlar doğum sonrası depresyonu nasıl değerlendiriyor: Edinburgh ölçeği

Birçok aile hekimi, kadın doğum doktoru ya da hemşire, tarama aracı olarak Edinburgh Doğum Sonrası Depresyon Ölçeği (Edinburgh Postnatal Depression Scale - EPDS) kullanıyor.

Bu, son 7 gündür nasıl hissettiğinizi soran, 10 soruluk kısa bir anket:

  • Ne sıklıkta üzgün ya da kaygılı hissettiğiniz
  • Gülüp eğlenip eğlenemediğiniz
  • Bir şeyleri dört gözle bekleyip beklemediğiniz
  • Uykunuzun nasıl olduğu
  • Kendinize zarar verme düşüncelerinizin olup olmadığı

Sorulara „Çoğu zaman“, „Ara sıra“, „Hiç“ gibi çoktan seçmeli seçeneklerle yanıt veriyorsunuz.
Verdiğiniz cevaplar, puanlanarak doğum sonrası depresyon riskiniz hakkında fikir veriyor ve daha detaylı değerlendirmeye ihtiyaç olup olmadığını gösteriyor.

EPDS başlı başına bir tanı koyma aracı değil, ön tarama için kullanılıyor.
İsterseniz bu ölçeği internetten de bulabilir, evde doldurup çıktısını veya ekran görüntüsünü randevunuza götürebilirsiniz.


Tedavi seçenekleri: Daha iyi hissetmek mümkün

Doğum sonrası depresyon ve doğum sonrası anksiyete, çaresizce katlanmanız gereken durumlar değil. Doğru destekle, birçok kadın tamamen ya da büyük ölçüde toparlanıyor. „Bir yıl böyle idare ederim“ diye düşünmek zorunda değilsiniz.

1. Konuşma terapileri

Sık kullanılan yöntemler:

  • Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT / CBT)
    Olumsuz düşünce kalıplarını fark etmeyi ve bunların yerine daha dengeli, gerçekçi düşünceler koymayı öğretir. Davranışlarınızı da küçük adımlarla değiştirmenize yardım eder.

  • Bireysel psikoterapi ya da danışmanlık
    Doğum deneyiminizi, bedeninizdeki ve kimliğinizdeki değişimleri, eşinizle ilişkinizi, annelikle ilgili duygularınızı güvenli bir ortamda konuşma fırsatı sunar.

Devlet hastanelerinin psikiyatri kliniklerinde, üniversite hastanelerinde ve bazı toplum ruh sağlığı merkezlerinde psikolog ve psikoterapi hizmetleri veriliyor. Aile hekiminiz ya da psikiyatri hekimi sizi bu birimlere yönlendirebilir. Özelde çalışan psikolog ve terapistler de bir diğer seçenek.

Bazı belediyeler ve sivil toplum kuruluşları, annelere yönelik grup çalışmaları, destek grupları veya ücretsiz / düşük ücretli psikolojik danışmanlık da sunuyor. Yaşadığınız şehrin yerel hizmetlerini araştırmak faydalı olabilir.

2. İlaç tedavisi

Bazen konuşma terapisi tek başına yeterli gelmez, özellikle belirtiler ağırsa.

Bu durumda psikiyatri hekiminiz antidepresan önerebilir. Emzirirken ilaç kullanma fikri birçok anneyi endişelendiriyor. Burada doğru bilgiyi bilmek önemli.

Önemli noktalar:

  • Birçok antidepresan, emzirme döneminde güvenli kullanım açısından iyi araştırılmıştır.
  • Türkiye’de de sık kullanılan ve emzirme ile uyumlu kabul edilen bazı ilaçlar (örneğin sıklıkla tercih edilen sertralin gibi) vardır. Hekiminiz sizin için en uygun seçeneği, dozunu ve takibini planlar.
  • Karar, her zaman bireyseldir ve hem sizin hem bebeğinizin durumu birlikte değerlendirilir.

Unutmayın, tedavi edilmeyen doğum sonrası depresyonun da riskleri var. Hem sizin ruh sağlığınız, hem bebeğinizle bağınız, hem de bebeğin bakımını sürdürebilmeniz için sizin iyi olmanız çok önemli. Sizin iyileşmeniz, bebeğiniz için de bir yatırımdır.

İlaç başlama ya da bırakma konusunda mutlaka hekimle konuşun. Kendi kendinize ilacı aniden kesmeyin ya da başlamayın.

3. Günlük ve sosyal destek

Hiçbir ilaç ya da terapi, günlük hayatta somut destek almanın yerini tutamaz.

İyileşmeyi hızlandırabilecek bazı değişiklikler:

  • Ev içi pratik yardım
    Birinin yemek yapması, makineye çamaşır atması, bebeği 1 saat kucağında tutup sizin duş almanızı sağlaması sandığınızdan daha etkilidir.

  • Uyku desteği
    Eşinizin bir gece beslenmesini üstlenmesi (sağılmış süt ya da mama ile), sabah bebeği alıp sizin 2 saat daha uyumanıza izin vermesi, aileden birinin birkaç gecelik desteği büyük fark yaratabilir.

  • Anne grupları ve akran desteği
    Aile sağlığı merkezlerindeki anne-bebek buluşmaları, belediyelerin anne-bebek etkinlikleri, güvenilir çevrimiçi anne grupları, ruh halinizi açıkça konuşabileceğiniz alanlar sunabilir. Başkalarının da benzer şeyler yaşadığını duymak, yalnızlık hissini önemli ölçüde azaltır.

  • Sınır koymak
    Sizi yoran, eleştiren, yargılayan kişilere „Şu an ziyaretçi kabul edemiyorum“, „Şu konuda yardım istemiyorum ama şunu yapabilirsen çok iyi olur“ diyebilmek. Ziyaretçileri kısıtlamak, süresini kısaltmak ya da sadece gerçekten iyi hissettiren kişilere kapınızı açmak hakkınız.

Bunlar lüks değil, tedavinin bir parçası. Doğum sonrası ruh hali değişiklikleri ağırlaşmadan toparlanabilmeniz için günlük desteğe ihtiyacınız var.


Yalnız değilsiniz ve başarısız değilsiniz

Yeni anneliği sosyal medyada genellikle pofuduk battaniyeler, süt kokulu bebek yanakları ve her zaman gülümseyen annelerle görürüz.
Gece 4’te, herkes uyurken kendinizi kendi hayatınıza yabancı hissederek bebeği salladığınız anları ise kimse pek anlatmaz.

Bu yazıdan aklınızda sadece birkaç cümle kalacaksa, şunlar olsun:

  • Doğumdan sonraki ilk 2 haftada yoğun duygusallık, ağlama, dalgalanmalar lohusalık hüznü kapsamında sık görülen, çoğu zaman normal bir süreçtir.
  • 2 haftadan daha uzun süren, giderek ağırlaşan mutsuzluk, kaygı, kopukluk hissi ise „katlanmak zorunda olduğunuz bir kader“ değildir. Bu, bir sağlık sorunudur ve tedavi edilmeyi hak eder.

Doğum sonrası depresyon, lohusa depresyonu, lohusalık hüznü, doğum sonrası anksiyete… İsimler kafa karıştırabilir. En önemlisi, şu anda sizin nasıl hissettiğiniz ve nasıl işleyebildiğiniz.

Eğer yazının herhangi bir yerinde „Bu tam ben“ diye düşündüyseniz, lütfen:

  1. Güvendiğiniz birine bundan bahsedin.
  2. Aile hekiminizden ya da bir uzmandan randevu alın.
  3. Kendinize ya da bebeğinize zarar verme düşünceleriniz varsa, 112’yi arayın ya da en yakın hastanenin acil servisine gidin.

Doğum sonrası depresyon için yardım istemek, zayıflığın değil, cesaretin göstergesi. Siz zaten çok zor bir şey yaptınız, bir insan büyüttünüz, doğurdunuz ve şimdi ona bakıyorsunuz.
Kendi ruh sağlığınız için destek istemek, iyi bir anne olma çabanızın önemli bir parçası. Zaten iyi bir annesiniz, bu desteği sonuna kadar hak ediyorsunuz.


Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve doktorunuzun, çocuk doktorunuzun veya başka bir sağlık uzmanının tavsiyesinin yerine geçmemelidir. Herhangi bir sorunuz veya endişeniz varsa bir sağlık uzmanına danışmalısınız.
Erby uygulamasının geliştiricileri olarak, yalnızca genel bilgilendirme amaçlı sunulan ve kişisel tıbbi tavsiye yerine geçmeyen bu bilgiler temelinde aldığınız kararlardan sorumlu değiliz.

Bu makaleler ilginizi çekebilir

Erby — Yenidoğanlar ve emziren anneler için bebek takipçisi

Emzirme, süt sağma, uyku, bez ve gelişim aşamalarını takip edin.